Mercan: “Şiddeti önlemek istiyorsak aileden okula, sosyal medyadan oyunlara, okul çevresinden gençlerin sosyalleştiği alanlara kadar bütün sistemi birlikte ele almalıyız”

MALATYA (MHG) – Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lise yakınında meydana gelen ve 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırı, Türkiye’de çocukların ve okulların güvenliği tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Olayın ardından adli ve idari soruşturma başlatılırken, saldırıda kullanılan silaha erişimin nasıl gerçekleştiği, ailenin gözetim sorumluluğu ve akran zorbalığı iddialarının da araştırıldığı açıklandı.

Malatya Haber Gazetesi olarak yaşanan olayın ardından gençlik, aile ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Eğitimci-Yazar ve Mercan Eğitim Kurumları Kurucusu Dr. Özcan Mercan ile gençlerde şiddet eğilimini, ailelerin sorumluluğunu, sosyal medyanın etkisini, suç örgütlerinin çocukları hedef almasını ve güvenli okul kavramını konuştuk.

Mercan’ın mesajı oldukça net:

“Şiddet yalnızca okulun kapısına güvenlik görevlisi koyarak önlenemez. Aile, okul, devlet, medya, dijital platformlar ve toplum aynı anda sorumluluk almadıkça kalıcı sonuç elde edemeyiz.”

“BU MESELE SADECE OKUL GÜVENLİĞİ DEĞİL”

Manisa’da yaşanan saldırının ardından en çok tartışılan konu okullardaki fiziki güvenlik önlemleri oldu. Ancak Mercan'a göre tartışmayı yalnızca okul kapısındaki tedbirlere indirgemek, problemin kaynağını gözden kaçırma riski taşıyor.

Soru: Manisa’daki saldırının ardından ilk olarak neye dikkat çekmek istersiniz?

Dr. Özcan Mercan:

“Öncelikle yaralanan çocuklarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Böyle olaylardan sonra doğal olarak ‘Okulun güvenliği yeterli miydi?’ sorusunu soruyoruz. Elbette soracağız. Fakat sadece bunu konuşursak eksik kalırız.

Asıl sormamız gereken soru şudur: Bir çocuk şiddeti neden çözüm yöntemi olarak görmeye başlıyor?

Çocuğun aile ortamına, arkadaş çevresine, okul hayatına, psikolojik ve sosyal gelişimine, internette tükettiği içeriklere ve rol model olarak kimi gördüğüne birlikte bakmak zorundayız.”

Nitekim olayın ardından yürütülen soruşturmada da silaha erişim, ebeveynlerin bakım ve gözetim yükümlülüğü ile olası akran zorbalığı iddialarının incelendiği bildirildi.

“ÇOCUĞUN EĞİTİMİNİN ASIL SORUMLULUĞU AİLEDEDİR”

Mercan’ın en güçlü uyarılarından biri doğrudan anne ve babalara yönelik.

Çocuk yetiştirmenin yalnızca iyi bir okula kaydettirmek, kursa göndermek veya maddi ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelmediğini vurgulayan Mercan, ailelerin çocuklarının hayatındaki aktif rollerini başka kişi ve yapılara devretmemesi gerektiğini belirtti.

“Anne-baba çocuğunun eğitim ve gelişim sorumluluğunu bütünüyle bir başkasına havale edemez. Okul destek olur, öğretmen destek olur, rehberlik sistemi destek olur; ancak ailenin yerini hiçbiri alamaz.”

Mercan, ailelerin çocuklarını teslim ettikleri kişi ve yapıların niteliğini de sorgulaması gerektiğini söyledi:

“Adına ister eğitim koçu densin ister başka bir danışmanlık veya yapılanma... Aile çocuğunun kimlerle görüştüğünü, kimlerden etkilendiğini ve kimin değer dünyası içerisinde yetiştiğini bilmelidir.

Türkiye geçmişte çocukların ve gençlerin FETÖ gibi terör örgütlerinin yapılanmaları içerisinde nasıl istismar edilebildiğinin ağır sonuçlarını gördü. Dolayısıyla aile çocuğunun yetiştirilmesindeki asli sorumluluğunu hiçbir kişi veya yapıya bütünüyle devretmemelidir.”

“ÇOCUĞUNUZUN TELEFONUNDAKİ DÜNYAYI TANIYOR MUSUNUZ?”

Mercan'a göre günümüz anne-babalarının karşı karşıya bulunduğu en büyük değişikliklerden biri, çocuğun sosyal çevresinin artık fiziksel çevresiyle sınırlı olmaması.

Bir çocuk odasında tek başına görünürken aynı anda binlerce kilometre uzaktaki kişilerle iletişim kurabiliyor, algoritmaların önerdiği yüzlerce videoya maruz kalabiliyor ve ailesinin hiç tanımadığı dijital toplulukların etkisine girebiliyor.

Mercan şu uyarıda bulundu:

“Eskiden anne-baba ‘Arkadaşın kim?’ diye sorardı. Bugün buna ‘Kimi takip ediyorsun, ne izliyorsun, hangi oyunu oynuyorsun, hangi gruplardasın?’ sorularını da eklemek zorundayız.”

Ancak Mercan bunun çocuğun her hareketini gizlice takip etmek anlamına gelmemesi gerektiğini, esas hedefin aile içerisinde güven ve iletişim kurmak olduğunu belirtti.

YENİ NESİL SUÇ ÖRGÜTLERİNE DİKKAT: “ÇOCUKLAR KOLAY HEDEF HALİNE GELMEMELİ”

Röportajın en dikkat çekici başlıklarından biri de çocuk ve gençlerin suç yapılanmaları tarafından kullanılma riski oldu.

Mercan özellikle 13-18 yaş grubundaki çocukların, aidiyet arayışı, statü isteği, para kazanma arzusu veya sosyal kabul ihtiyacı üzerinden kötü niyetli kişiler tarafından etkilenebileceğine dikkat çekti.

“Gençlere ‘Bunu yapma’ demek tek başına yetmez. Çocuğun kendisini değerli hissedeceği aile ortamını, spor alanını, sanat ortamını, güvenli arkadaş çevresini ve başarılı olabileceği eğitim sistemini oluşturmak zorundayız.

Çocuk bir yere ait olmak ister. Biz sağlıklı aidiyet alanları oluşturamazsak kötü niyetli yapılar bu boşluğu doldurmaya çalışabilir.”

MAFYA VE ŞİDDETİN “BAŞARI” GİBİ SUNULMASINA TEPKİ

Mercan'ın dikkat çektiği bir diğer alan ise popüler kültür.

Bazı dizi, film, sosyal medya videosu ve dijital içeriklerde suç, mafya, silah, aşırı lüks tüketim ve kolay para temasının cazip bir hayat biçimi gibi sunulmasının özellikle gelişim çağındaki çocuklar açısından sorgulanması gerektiğini belirtti.

Mercan:

“Bir taraftan çocuğa çalışmanın, emeğin ve eğitimin değerini anlatıyoruz; diğer taraftan karşısına şiddet kullanarak güç kazanan, hiçbir emek göstermeden lüks içerisinde yaşayan karakterleri sürekli çıkarıyoruz. Burada ciddi bir değer çatışması oluşuyor.”

dedi.

Mercan, çözümün bütün dizi ve oyunları suçlamak olmadığını; yaşa uygunluk, medya okuryazarlığı, ebeveyn rehberliği ve etkili denetim mekanizmalarının birlikte işletilmesi gerektiğini vurguladı.

“FENOMENLER DE ÇOCUKLARIN ROL MODELİNE DÖNÜŞTÜ”

Eskiden çocukların rol modelleri büyük ölçüde aile, öğretmen, sporcu veya yakın çevreden çıkarken sosyal medya bu dengeyi değiştirdi.

Mercan'a göre anne ve babaların çocuklarının takip ettiği fenomenleri küçümsemek yerine tanıması gerekiyor.

“Çocuğunuzun saatlerce izlediği kişinin kim olduğunu bilmiyorsanız, çocuğunuzun dünyasının önemli bir bölümünü bilmiyorsunuz demektir.

Fenomenin milyonlarca takipçisinin olması onun çocuk açısından doğru rol model olduğu anlamına gelmez.”

ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLAR İÇİN “TEK NEDEN” HATASINA DÜŞÜLMEMELİ

Mercan, dijital oyunlar konusunda da ölçülü fakat sıkı takip gerektiren bir yaklaşım öneriyor.

Her oyun oynayan çocuğun şiddete yöneleceği şeklinde bir denklem kurulamayacağını ancak yaşına uygun olmayan yoğun şiddet içeriklerine kontrolsüz erişimin de görmezden gelinemeyeceğini ifade etti.

Ailelere yaş sınırlamalarını dikkate almaları, oyun içi iletişimi ve harcamaları takip etmeleri, ekran süresini yönetmeleri ve özellikle çocuklarının kimlerle çevrim içi iletişim kurduğunu bilmeleri çağrısında bulundu.

“SADECE DİJİTAL DÜNYAYI DEĞİL, ÇOCUĞUN GİTTİĞİ FİZİKSEL MEKÂNLARI DA KONUŞALIM”

Dr. Mercan, tartışmanın sadece sosyal medya ve oyunlarla sınırlandırılmasına da karşı çıktı.

Öğrencilerin okuldan sonra zaman geçirdiği kafeler, kurslar, oyun alanları ve diğer sosyal mekânların güvenlik ve mevzuata uygunluk açısından düzenli denetlenmesi gerektiğini söyledi.

“Aile çocuğunu bir kursa gönderirken sadece ‘Matematiği iyi öğretiyor mu?’ diye sormamalı. Bina güvenli mi? Giriş çıkış kontrol ediliyor mu? Çocuğum kimlerle aynı ortamda? Kurum gerçekten kurumsal mı? Acil durumda ne yapılıyor? Bunları da sormalı.”

GÜVENLİ KAMPÜS ARTIK LÜKS DEĞİL, TEMEL KRİTER

Mercan'a göre Manisa’daki olay sonrasında okul tercihinde güvenli kampüs kavramının çok daha ciddi ele alınması gerekiyor.

Okulun fiziki güvenliği, kontrollü giriş-çıkış sistemi, ziyaretçi prosedürü, kamera ve güvenlik altyapısı, rehberlik servisi, akran zorbalığını erken fark edecek takip mekanizması ve öğrencinin okul çevresindeki güvenliği bir bütün halinde değerlendirilmeli.

Mercan ayrıca Milli Eğitim Bakanlığının saldırıdan hemen önce duyurulan yeni yaklaşımda konuyu yalnızca polisiye tedbirlerle değil, “güvenli okul ikliminin güçlendirilmesi” çerçevesinde ele aldığı açıklamayıda

değerli bulduğunu ifade etti.

Çözümün Bir Ayağı da Spor, Sanat ve Sosyal Aidiyet

Mercan’a göre şiddeti önleme politikasının yalnızca yasaklardan oluşması da yeterli değil.

Çocukların spor kulüplerine, sanat ve müzik çalışmalarına, bilim-teknoloji atölyelerine ve sosyal sorumluluk projelerine yönlendirilmesi gerektiğini söyleyen Mercan, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri ve aidiyet geliştirebilecekleri sağlıklı sosyal ortamların artırılmasının koruyucu eğitim yaklaşımının önemli parçalarından biri olduğunu vurguladı.

“AKRAN ZORBALIĞI ‘ÇOCUKLAR ARASINDA OLUR’ DİYEREK GEÇİŞTİRİLMEMELİ”

Mercan, okullardaki erken uyarı sistemlerinin önemine de işaret etti.

Bir öğrencinin davranışlarında ani değişiklik, sürekli öfke, içine kapanma, okuldan kaçınma, tehdit dili veya akran ilişkilerinde ciddi bozulma görülmesi durumunda aile-okul-rehberlik iş birliğinin hızla kurulması gerektiğini belirtti.

“Çocuk bize sinyal verir. Mesele o sinyali zamanında görebilmektir.”

MERCAN’DAN AİLELERE 7 KRİTİK UYARI

Dr. Özcan Mercan’ın değerlendirmelerinden hareketle aileler açısından öne çıkan başlıklar şöyle:

  1. Çocuğunuzla her gün gerçek iletişim kurun; sadece notlarını sormayın.
  2. Arkadaş çevresini ve dijital dünyasını tanıyın.
  3. Okul ve kurs seçiminde akademik başarı kadar güvenliği sorgulayın.
  4. Şiddet, silah ve kolay para özentisini normalleştiren içerikler hakkında çocukla konuşun.
  5. Davranışlarındaki keskin değişiklikleri küçümsemeyin; gerektiğinde uzman desteği alın.
  6. Spor, sanat, bilim ve sosyal faaliyetlerle sağlıklı aidiyet alanları oluşturun.
  7. Eğitim sorumluluğunuzu hiçbir kişi, grup veya yapıya tamamen devretmeyin.

“ŞİDDETİ ÖNLEMENİN TEK BİR REÇETESİ YOK”

Röportajın sonunda Dr. Özcan Mercan, Türkiye'nin meseleyi yalnızca bir saldırı meydana geldiğinde birkaç gün tartışıp ardından gündemden çıkarmaması gerektiğini söyledi.

Mercan sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:

“Aileye tek başına sorumluluk yükleyerek olmaz. Okula yükleyerek de olmaz. Polisi okulun önüne koyup bütün sorunu çözdüğümüzü düşünerek hiç olmaz. Aile, eğitim kurumları, güvenlik birimleri, yerel yönetimler, ilgili bakanlıklar, medya ve dijital platformlar aynı hedef doğrultusunda hareket etmeli. Şiddeti önlemek ancak bütüncül yaklaşımla mümkündür.”

Dr.Özcan Mercan .webp

#Manisa #OkulGüvenliği #DrÖzcanMercan #Malatya #ÇocuklardaŞiddet #AkranZorbalığı #GüvenliOkul #GüvenliKampüs #SosyalMedya #Gençlik #Aile #Eğitim #MalatyaHaber